Gel, gel, ne olursan ol yine gel

Ve devam eder; “İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…” Mevlana Celaleddin Rumi böyle çağırır tüm insanlığı aşka. Aşk ile Allah’ı anlatır, sevgiyi anlatır. 13. yüzyılın başında yaşamasına rağmen öğretileri yüzyıllardır insanlara ışık göstermekte. Kimseyi ayırmadan ve hor görmeden sevmek, hırstan, bencillikten sıyrılmak, yardım elini uzatmak… Felsefesi yalın ama derindir Hazreti Mevlana’nın.

2-9 Aralık Mevlana Haftası olarak kutlanmakta. Bence müthiş denk gelmiş takvimdeki yeri. Çünkü 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü ve 5 Aralık Kadın Hakları Günü! Engellilerin önüne her türlü engeli koyan ve kadına her saniye şiddet uygulayan insanların olduğu bir dünyada Mevlana’nın felsefesini sadece anlamak değil sindirmek lazım.

Gün içinde onca koşturmaca belki de bencilleştiriyor insanları. Arabayla kaldırıma çıkıp dörtlüleri yakıp beş dakikalığına kendi işimizi görmek için görme engellilerin sarı kaldırım taşlarını yok saymak gibi! Engelleri aşmak için uğraşırlarken biz düşüncesizce yeni zorluklar, yeni bariyerler koyuyoruz bazen farkında bile olmadan. Mekan tasarlarken engellilerin de rahat edebileceği şekilde tasarlanmalı. Olay sadece rahat yürümek, dolaşmak değil. Eğitim, sağlık gibi temel hakları kadar hayatı bizden farksız yaşama hakları var. Müzeler, tiyatrolar, sinemalar, restaurantlar, alışveriş merkezleri, parklar herkesi kapsıyor mu? Düzenlenen etkinliklere engelliler katılsın diye çaba harcanıyor mu? Devletin, yerel yönetimlerin ve derneklerin engelliler için yapacaklarınının haricinde bizlerin de sosyal sorumluluklarımız olduğunu unutmayalım yeter. “İnsanlar başkalarının kusurlarını görmek hususunda keskin gözlere sahip kartallara benzerler. Kendi kusurlarını görmekte ise başını kuma gömen devekuşuna. Ey diken arayan kimse! Cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz.” der Hazreti Mevlana.

Her gün hepimizin içi yanıyor kadına şiddet haberlerini gördükçe. Kimisi ise bire bir yaşıyor. Peki ne yapıyoruz veya ne yapabiliyoruz? Kadına vuran birini yolda görseniz gider müdahale eder misiniz? Tabii ya klişeler var hayatımızda “Karı-koca arasına girilmez” veya “Kim vurduya mı gideyim” gibi. Ama birileri o “Kim vurdular”la canından oluyor! Kadını şiddetten koruyacak olan yasalar ama öncelikle eğitimdir. Bizler evlatlarımızı yetiştirirken onlara şiddetin hiçbir türlüsüyle yaklaşmazsak (aşağılamak, sözel tacizde bulunmak da şiddettir) büyüdüklerinde akıllarından bile geçirmezler el kaldrımayı veya hakaret etmeyi. Ama evde, okulda, filmlerde, gazetelerde kısacası hayatın her yerinde şiddeti görürlerse bir süre sonra şiddet normalleşir ve sıradan hal alır. Hz. Mevlana der ki “İnsanın terbiyesi öfkeliyken belli olur. İNSAN olan tartışırken bile saygısını korur !..

Sağlıkla kalın.

Leave a comment

Filed under Köşe Yazılarım

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s