Bizi Gururlandıran Milliler

’12 DEV Adam’, Türkiye Erkek Milli Basketbol Takımı’nın lakabı. Devlik sadece uzun boylu olmalarından değil, adlarını dünyaya duyurmalarından da dolayı. Eşimle millilerimizi desteklemek için İspanya Bilbao’ya gittik. Televizyon karşısında yaşadığınız coşkuyu ve heyecanı düşünürseniz canlı izlemenin ne denli keyifli olduğunu anlarsınız. Müthiş bir tempo! En güzeli, basketbolda sürekli bir hareketin olması. Çok dinamik bir spor. Sadece yükseğe sıçramak değil olay. Takım ruhunu yaşamak, teknik adamı dinlemek, belli saatlerde yatıp kalkmak, kısacası disiplinli olmak ve asla mücadeleyi bırakmamak. Bu yüzden Barcelona’dan hangi sonuçla dönerlerse dönsünler, her bir sporcumuzu canı gönülden tebrik ediyorum.

Spor, hayatımızın her döneminde olmalı. Şu an dünyadaki çocukların ancak üçte biri ileriki hayatında sağlıklı olabilecek düzeyde hareketli. Dünyada şişmanlık ve hareketsizlik almış başını gidiyor. Hareket etmek ise insanın ellili yaşında aklına gelmiyor. Bunu benimsemek ve sağlıklı olmak için çocukken sporla tanışmak gerekir. TV karşısında geçirilen bir çocukluk yerine oynayan zıplayan çocuklar istiyoruz.

Sağlıklı olmanın haricinde sporun insana kattığı başka artılar da var. Bunların başında disiplin ve sorumluluk sahibi olmak gelir. Her spor dalının kendine özgü kuralları ve düzeni var. Siz hangi sporu yaparsanız yapın disiplinli olmayı ve sorumluluk almayı öğrenirsiniz. Bunları öğrenmezseniz başarılı olamazsınız.

Bir başka artı da ‘team work’ kapasitenizin artması. İşe girerken işverenin sorduğu bir soru vardır hep, ‘takım ruhuyla çalışabilir misiniz?’ Takım ruhunu anlamak için de futbol, basketbol, voleybol gibi takım sporlarını küçük yaşta benimsemelisiniz. Bir ekibin parçası olmayı ve iş bölümü yapmayı öğrenirsiniz. Örneğin bir hastanede çalışırken hekim ne kadar gerekliyse teknisyenin de o kadar gerekli olduğunu, hasta bakıcının olmazsa olmaz olduğunu anlarsınız.

Neden özellikle basketbol sorusuna gelince, basketbol çocukların fiziksel gelişimi kadar zeka gelişiminde de önemli yer tutar. Eğlenceli ve dinamik olan bu spor çocuğa bağımsızlık duygusu verir. Özgüveniniz spor yaptıkça artar. Aidiyet duygusunu spor takımıyla yaşarsınız. Böylece yanlış arkadaş gruplarında yer alıp kötü alışkanlıklara kanmazsınız. İletişim becerileri gelişirken, yardımlaşmayı, paylaşmayı, sorunları saygıyla ve kurallarla çözmeyi, haklarını korumasını öğrenir. Öte yandan el-kol koordinasyonunu geliştirir. İskelet sistemi, kemik ve kas yapısı güçlenir. Esneklik, çeviklik kazanır. Düzenli uyku, dengeli beslenme zaten sporcu olmanın şartıdır!

Sıçramalı sporların boy uzattığını biliyoruz. İlkokul 2-3 gibi, yaklaşık 8-9 yaşlarında basketbola başlamak ideal. Öncesinde başlamak çocuğun topla ilişkisini arttırıp, toptan korkmamasını öğretir. Temel hareket eğitimi sağlar. Ancak gerçek basketbol 9 yaş gibi başlar.

Çocuklarınıza spor yaptırın, olanak sağlayın. Basketbol pahalı da değil, özel ekipmana gerek yok. Bir top, bir ayakkabıya bakar! Kim bilir belki ilerde sizin çocuğunuz da bir DEV adam olur ve göğsünüzü kabartır. Milli olmak gururdur.

Tüm millilerimize, özellikle de şu an Barcelona’da mücadele eden basketbol takımına ve teknik ekibine bol şans diliyorum. Bir kez daha bizi gururlandırın.

Sağlıkla kalın.

Leave a comment

Filed under Köşe Yazılarım

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s