Mavi diyabet

 

16 Kasım 2013, 17:40
Mavi diyabet

Dr. Ahu PAKDEMİRLİ
Küçüklüğümden beri mavi rengi severim hem de mavinin her tonunu. En koyusu benim Fenerbahçemin rengiyken en uçuğu gök mavisi, oğullarımın rengidir. Umudun rengidir mavi. İnsanın aklına gökyüzü gelir, deniz gelir. Aklımıza 14 Kasım’da birşey daha geliyor maviyle, Dünya Diyabet Günü.

Diyabet yani şeker hastalığını öğrenmem çok eskilere dayanır. Daha doktor olmadan öncelerine. Kalabalık bir aileyiz ve ne yazık ki şeker hastalığından hayatını kaybeden çok akrabam var. Dayım yıllar yıllar evvel, daha 31 yaşındayken şekerden ölmüş. Öyle ki son dönem hem gözlerine vurmuş şeker hem de böbreklerine. Büyük teyzem 56 yaşında kalp krizi geçirdi ama altta yatan şekeri vardı. Küçük teyzem 51 yaşında öldüğünde bir ayağı yoktu! Çünkü hayatının son 5 yılını şeker hastalığının yol açtığı komplikasyonlar nedeniyle haftanın 3 günü diyaliz makinasına bağlı geçirdi. Üstüne üstlük bir de diyabetik ayak oldu ve ardarda operasyonlar sonucu ayağından oldu. Annem ve küçük dayım da şeker hastası ama düzenli kontrolle gittiklerinden, doktor sözü dinleyip yediklerine içtiklerine dikkat ettiklerinden, düzenli spor yaptıklarından oldukça sağlıklılar. Tabii daha gerilere gidersem anneannemden bir kaç nesil daha şekerli çıkar bizim aileden! Henüz bende çıkmadı ama genetik yatkınlığı bilinen şeker hastalığı için bilinçli olup, kontrolleri atlamıyorum.

Neden 14 Kasım neden mavi? Fredrick Bantig adlı biyokimya uzmanı 1921 yılında insülini budu. O tarihten bugüne milyonlarca kişinin hayatı kurtuldu, yaşam süresi uzadı ve komplikasyonlar azaldı insülin sayesinde. 14 Kasım ise bu önemli bilim insanının doğum günü. Diyabetiklilere hayat sunan birinin doğum gününde şeker hastalığına dikkat çekmek çok anlamlı bir düşünce. 14 Kasım’da pek çok hastane ve tıp fakültesinde mavi kıyafetler giyip, halka oluşturdu insanlar. Mavi umuttu, halka da birlik.

Okudukça öğreniyoruz, dinledikçe anlıyoruz, etrafımızla ilgilendikçe farkındalığımız artıyor. Şeker hastalığı konusunda da toplumca bilinçleniyoruz. Yıllar arttıkça diyabet tanısı alanların sayısı artıyor. Eskiden ‘çıban çıktı, öldü’ denilenlerin çoğu belki de şeker hastasıydı. Tanı alamamış, yeterli tedavi görememişler oysa artık halk biliyor ve hekime başvuruyor.

Türkiye’de yaklaşık 5.2 milyon şeker hastası var. Tüm ülkede sağlık için yapılan harcamaların dörtte biri şeker hastalığı tedavisine yönelik. SGK’nın 2012 verilerine göre diyabet ve buna bağlı gelişen komplikasyonlarına harcanan para 10 milyar lira. Erken tanı, doğru tedavi uygulanırsa hem hastaların yaşam kaliteleri iyileşir hem komplikasyonlar gelişmeyeceğinden sağlık harcamaları azalır.

Hep diyoruz ya dengeli beslenin, düzenli spor yapın. Hekime, son dakika yumurta kapıya dayanınca değil önceden gidin. Ve bir rica; lütfen misafirlerinize zorla ikramlarınızı yedirmeye çalışmayın. Misafirperverlik adına insanların sağlığını bozmayın. Ne yazık ki ayıp olmasın diye yenen pek çok tatlı, içilen pek çok şekerli çay var!…

Sağlıkla kalın.

Leave a comment

Filed under Köşe Yazılarım

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s