5 derece artış öldürür

5 derece artış öldürür

22 Haziran 2013, 09:14
5 derece artış öldürür

Dr. Ahu PAKDEMİRLİ
Bu sıcak havayla bedenimiz nasıl mücadele eder? Sıcaklıkla  ısı aynı şey mi? Rüzgar olunca neden daha serin hissederiz? Bedenimiz kaç derece sıcağa ve soğuğa dayanır? Egzersiz yapınca vücut sıcaklığı artar mı? Neden terleyen çocuğun terini silmek iyi değil? Hava sıcak olunca akla pek çok bu konuyla ilgili soru takılır!

Bir cisimdeki ya da bir ortamdaki moleküllerin çekim potansiyel enerjileri ile kinetik enerjilerinin toplamına ‘ısı’ denir. Kısacası atomların ve moleküllerinin titreşmesiyle ısı oluşur.  Isı bir enerji şeklidir.  Maddenin ısısının artmasıyla moleküllerinin hareketi artar. Böylece enerjisi fazla olan cisimleri sıcak, enerjisi az olan cisimleri soğuk hissederiz. Isı enerjisinin birimi kilokaloridir (kcal). Bir  kilogram suyun sıcaklığını 1 derece arttırmak için gereken ısı miktarı 1 kilokaloridir.

Sıcaklık ise enerji değildir. Maddelerin ne kadar sıcak ya da soğuk olduğunu gösterir. 1724’te Alman fizikçi Daniel Gabriel Fahrenheit suyun donma sıcaklığına 32 kaynama sıcaklığına ise 212 derece der ve bu ikisinin arasını 180 dereceye bölerek sıcaklık ölçüm birimi Fahrenheit (°F) ortaya çıkar. 1742’de İsveçli astronom Anders Celsius sıcaklığı ölçmek için başka bir yöntem bulur, buna göre suyun donma noktası 0 derece, kaynama noktası 100 derece celsiustur (°C). İskoç asıllı Lord Kelvin ise maddenin moleküllerinin hiç titreşmediği sıfır noktası olarak mutlak sıfırı (–273.15 °C) kabul eden bir sıcaklık ölçüsü birimi bulur, birimi Kelvin’dir (K). Çeşitli formüllerle birbirine dönüştürülen bu birimlerin hepsi sıcaklık ölçüsüdür.

Vücudumuzun sıcaklığını ölçünce derece celsius olarak söyleriz. ‘Ateşim 38 derece’ demek doğru olmaz. Çünkü 38.2 derecenin üstüne ateş var denir, yani ateş ya vardır ya yoktur aynı ağrı gibi. Ölçülen vücut sıcaklığıdır ve yaklaşık 36,2-37,5 °C arası normal kabul edilir. Tabii bedenin farklı bölgelerinin sıcaklığı farklı olur. Anneler çok iyi bilir, çocukları ateşlenince koltukaltından farklı ölçerler ağızdan farklı, makattan farklı.

Beynimizde hipotalamus denilen yapı vücudumuzun termostatı görevindedir. Derimizin ve bulunduğumuz çevrenin sıcaklığını algılayan hücreler bu bilgiyi hipotalamusa gönderir. Kanın sıcaklığını da hipotalamus algılar. Hipotalamus sıcaklık değişikliklerine göre bedenin vereceği tepkileri düzenler. Vücut içi sıcaklık artınca derideki kan damarları genişler, amaç ısı kaybını arttırmaktır. Bir de ter bezleri uyarılarak terleme arttırılır. Çünkü ter buharlaşarak bedenden uzaklaşır. Önemli olan terlemek değil terin buharlaşmasını sağlamaktır. Buharlaşmayan terin ısı kaybına ve beden sıcaklığının azalmasına etkisi olmaz.  1 litre ter buharlaşınca 540 kcal enerji kaybettirir. Ortam nemli ise buharlaşma olmaz ve ter deriden uzaklaştırılamaz. Bu yüzden sıcak havalarda hava nemli ise daha da sıcak hissedilir. Çöllerde hava sıcaklığı çok yüksek olmasına rağmen nem olmadığından insanlar buna tahammül ederken, İzmir’de daha düşük sıcaklıkta yüksek nem yüzünden kavruluyormuşuz hissine kapılırız! Su ve rüzgar ısı kaybı sağlar, gerçek sıcaklıktan daha az sıcak hissettirir. Çünkü su havaya göre 26 kat daha fazla ısıyı iletir. Ateşi olan kişiye duş aldırmanın mantığı budur. Rüzgar da beden çevresindeki ısıyı uzaklaştırır.

Vücut sıcaklığı azaldığında yine bu bilgi termostata yani hipotalamusa ulaşır. Bu sefer derideki kan damarları kasılır, böylelikle deriden ısı kaybı önlenir. Ama gel gör ki uzun süre çok soğukta kalınca deriye kan yeterince gitmemesi sonucu donmalar olur. Hatırlarsanız bundan 5 yıl önce Sivasspor Trabzonspor maçında 2 futbolcunun kulakları donmuştu. Futbolcular, kulak kepçeleri kırılmasından şans eseri kurtulmuşlardı. Vücut sıcaklığını arttırmak için iskelet kasları kasılır yani istemsiz titremeler olur.  Metabolizma hızının artışıyla, bazı hormonların (adrenalin, noradrenalin…) salınmasıyla da ısı üretimi artar. İnsanlar beden sıcaklıklarının en fazla 10 °C azalmasına, en fazla da 5 °C yükselmesine dayanırlar. Bir başka deyişle vücut sıcaklığının 26 derecenin altına inmesi, 42 derecenin üstüne çıkması yaşamla bağdaşmaz.

Yıllar önce hava durumu sunucusunun söylediği gibi: ‘Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun’.

Sağlıkla kalın.

Leave a comment

Filed under Köşe Yazılarım

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s