Kıskananlar çatlasın!

http://www.haberekspres.com.tr/kiskananlar-catlasin-makale,1201.html

Kıskananlar çatlasın!

Sevdiğimizi paylaşmak istemeyiz. Daha çocukken başlar kıskançlık duygusu. Kız çocuğu annesiyle rekabete girer ve babasını kıskanır; erkek çocuğu da tam tersi annesini kıskanır. Başka bir çocuğu sevmesine bile tahammül edemez. Kardeşi olanlarda ise mutlaka az da olsa kardeş kıskançlığı olur. Sadece sevdiğini paylaşamamak onu kaybetmek değil, ‘onda var bende neden yok?’ sorusuyla her şeye sahip olmak ister insanoğlu. En basit oyuncak bile kıskançlık konusu olabilir bazen. Büyüdükçe kıskanılacak temalar değişir. Okulda arkadaşının başarısı, popüleritesi ya da iPhone’u olur. Kafadaki cümle aynı “Benim neyim eksik?” İş hayatında da bazıları için durum farklı değil. Tabii en sıkıntılı durumlar sevgiliyle veya eşle yaşanır. Ne yazık ki 3. sayfa haberi olan kıskançlık cinayetlerine kadar büyür bu durum. Kaynana-gelin ilişkisinde de temel sorun değil midir kıskançlık? Anne oğlunu, kadın da kocasını paylaşmak istemez.

Türk Dil Kurumu kıskançlık kelimesinin sözlük anlamını “Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum” olarak verir. Descartes ise, “Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur.” der. Altta yatan hırs, sevdiğini kaybetme korkusu (başkasına kaptırma düşüncesi),  kendine güvensizlik, başarısızlık ve mutsuzluk; masum kıskançlık duygumuzun tehlikeli boyutlara ulaşmasına neden olur. Kıskanan kişi zamanla kendini daha da değersiz, yalnız, çaresiz ve umutsuz hisseder ve sonunda korktuğu başına gelir, sevdiği kişiyi kaybeder. İç dünyasında bu duyguları nedeniyle olayları daha abartılı ve çarpıtılmış yorumlar. Samimi bir “merhaba” yı veya dostane bir gülümsemeyi çok yanlış algılar. İşte burada kadın ve erkek farkı karşımıza çıkar. Kadın kıskançlıkla başetmede daha alttan alıcı olurken, erkekler daha öfkelidir ve şiddet eğilimi gösterir.

‘Seven kıskanır’ demeyin. Sorunu çözmeye çalışın. Kıskanan kişiyle (eşiniz, çocuğunuz, kardeşiniz) oturup konuşun. Saygı sınırları aşılmadan önleminizi alın. Alkol ve uyuşturucu maddeler de negatif düşünceleri tetikleyebileceği için uzak durun. Eğer kıskançlık dozu artmış, kantarın topuzu kaçmış ise paranoya başlar. O zaman mutlaka ruh ve sinir hastalıkları doktoruna (psikiyatriste) başvurmanız gerekir.

Evinde evcil hayvan besleyenler bilir. Köpekler, kediler de sahibini kıskanır ve gelen yabancıyı ısırır, tırmalar. Ama biz insanız, hayvandan farkımız duygularımızı kontrol etmek. İçinizde kıskançlık dürtüsü varsa kontrol altında tutun, kıskançlıktan çatlamayın.

Sağlıkla kalın.

Leave a comment

Filed under Köşe Yazılarım

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s